Ayva & Yetiştiriciliği

Besin noksanlıkları & noksanlığın giderilmesi
Bakımı, Hastalık , Zararlıları, Besin Noksanlığı ve Bitki Beslemesi
C yvalar için en iyi iklim mutedil deniz iklimidir. Bununla birlikte ayvaya memleketimizin deniz ikliminden çok uzak olan yerlerinde, mesela iç anadolu illerimizde de çoklukla rastlamaktayız. Ancak bu gibi yerlerde ayvanın yetişmesi uygun yöneylere ve vadi içlerine bağlı kalmaktadır. Ayva ağacı Türkiye şartlarında armut kadar kış soğuklarına dayanıklıdır. Bu meyve türünün kış soğuklanma isteği elma ve armutlara göre daha azdır. Çiçeklerin o yılda büyüyen sürgünlerin ucunda meydana gelmesi nedeniyle özellikle soğuk yerlerde geç çiçek açar. Sıcak iklimlerde eriklerle birlikte çiçeklenir. Çok rüzgarlı yerlerde iyi yetişmez. Dallar kırılır. Fazla meyve dökümü olur. Yaprak ve meyveleri sclerotinia’ ya (mumya) karşı hassastır. Fazla yağışlı yerlerde ürün tehlikeye girer .
N umlu tınlı, geçirgen sıcak topraklarda yetişir. Kökleri yüzlek olup çok derine gitmediğinden toprağın fazla derin olması şart değildir. Ancak bu hiçbir zaman boğucu nem şartları ile bir araya gelmemelidir.
Soğuk ve nemli topraklarda meyveler odunumsu bir hal alarak kaliteleri düşer. Ayvaya anaç olarak alıç kullanıldığı takdirde o zaman bunu kuru kumlu topraklarda da yetiştirmek mümkün olursa da genellikle bu gibi durumlarda ağaçların büyümesi zayıf ve verimi düşüktür.
NOKSANLIKLAR
Bitki besin noksanlığı görülmeden, düzenli bitki besleme yapınız. Her sene toprak analizlerinizi yaptırın. Teknik ekiplerimiz geldiğinde gösteriniz. Gerektiğinde bir fotokopisini teknik elamanlarımıza verdiğiniz de, sisteme kayıt yapalım. Bir sene sonraki planlamalarımızı hep birlikte daha sağlıklı planlama yapabiliriz.

“Noksanlık görüldüğünde, aşağıdakilerden ürünlerimizden uygun olanını kullanınız veya arayın seçmenize yardımcı olalım.!”

NOKSANLIKLARIN ÖNÜNE GEÇMEK IÇIN, ILK YAPRAKLAR SERÇE GAGASI KADAR OLDUĞUNDAN ITIBAREN DÜZENLI KULLANINIZ.

AYVA YETİŞTİRİCİLİĞİNDE ÇİNKO NOKSANLIĞI
Ayvada çinko noksanlığının tipik belirtisi, daralmış, küçülmüş yapraklar ve rozet oluşumudur.
Bu ölçümün nedeni ise boğum araları uzunlukları oldukça kısalmış olmasıdır.
Yaprak kenarları bazen dalgalı bir hal alırlar.
Yaprak yüzeyin de damar kenarları yeşil kalmak üzere, damar aralarında sari mozaik şeklinde lekeler oluşur.
Noksanlık çok şiddetli değilse sadece yaprakları etkiler, sürgün gelişimi normal devam eder.
Ancak noksanlık şiddetli ise sürgün gelişimi tamamen durur.
Sürgünlerde meyve tomurcuğu sayısı azalır veya tamamen yok olur.
Taş çekirdekli meyvelerin meyve etlerinde kararmalar görülür.

AYVA YETİŞTİRİCİLİĞİNDE FOSFOR NOKSANLIĞI
Ayvada fosfor noksanlığı ağacın büyümesini yavaşlatır.
Yaprak sistemi koyu yeşil görünümlü, yaprak sapları ve genç sürgünler mor renklidir.
Yaşlı yapraklar bronzlaşır ve erken dökülür.
Ayvada fosfor noksanlığında yapraklar küçük, koyu yeşil renkli, bronz veya mor lekeli olurlar.
Yaprak saplan kırmızımsı renkli olup dal ile bağlantıları dar ay yapacak şekilde dik dururlar.
Seyrek bir yaprak sistemi vardır. Yaşlı yaprakların kenarlarında koyu kahve nekrozlar oluşur.
Erken yaprak dökümü görülür.
Çiçek ve meyve sayısı azdır.
Meyveler küçük kalır ve olgunlaşmadan dökülür.
Meyveler cansız donuk renkli, sert ve sık bir dokuya sahip olup, tatsızdırlar.
Fosfor miktarı azota oranla aşırı fazla olduğu takdirde de meyve eti yine kaba dokulu olur.

AYVA YETİŞTİRİCİLİĞİNDE POTASYUM NOKSANLIĞI
Ayvada Potasyum noksanlığının çok şiddetli olması halinde bu kısımlar siyaha döner, ölür; kuruyarak dökülür.
Özellikle meyve ağaçlarında tipik olarak görülen noksanlık belirtilerinde, yaprak kenarlarının anlatılan şekilde renk değişikliği gösterip ölmesine karşın, yaprağın geri kalan kısmı uzunca bir sure normal yeşil rengini ve görüntüsünü koruyabilmektedir.
Potasyum organik bileşiklerle kompleksler oluşturur. Metabolizmayı geliştirir, bitkilerin kuraklığa karşı direncini arttırır.
Yeterli potasyum içeriği ile yapraklarda, hücre özütünün ozmotik basıncını arttıran ve bitkilerin hafif donlara karşı direncini arttıran birçok şeker oluşur.
Potasyum protein sentezi süreçlerinde, fotosentezde, enzimatik reaksiyonlarda çok önemlidir.
Potasyum eksikliği yaprakların sararması ve daha sonra yaprak bıçağının bölümlerinin ölümü ile kendini gösterir.
Tabakanın kenarlarında bir kurutma dokusu kenarı görünür - bir kenar “yanma”. Şiddetli potasyum açlığı ile bitki kısa internodlarla bodurlaşır, sürgünler zayıflar.

 

AYVA YETİŞTİRİCİLİĞİNDE AZOT NOKSANLIĞI
Ayvada azot noksanlığının belirtileri, yapraklar küçük, dar, açık yeşil renkli olur.
Yaşlı yapraklar sarımsı portakal renkli veya kırmızımsı mor renkli olabilir ve erken dökülürler.
Yaprak sapları dal ile dar açı oluşturacak şekilde bir görünümdedir, ince ve kısadır ve eğer noksanlık çok şiddetli ise sapları öldüğü görülür.
Sürgün gelişimi zayıftır.
Tomurcuk ve çiçek sayısı az, çiçeklerin döllenme suresi kısadır.
Meyveler olgunlaşmadan renklenirler.
Azot, proteinlerin, klorofil, alkaloidler, fosfatidler ve diğer organik bileşiklerin bir parçasıdır.
Bu, tüm bitkiler için en önemli besindir.
Bitkilerde azot eksikliği, bitki büyümesinde yavaşlamaya, erken yaprak dökülmesine ve tohum ve meyve veriminde azalmaya yol açar.
Yaprakların rengi soluk yeşil, klorotik hale gelir.
Aksine, azot fazlalığı yoğun büyümeye neden olabilir, bitkilerdeki su içeriğini artırabilir ve olgunlaşmayı yavaşlatabilir.

AYVA YETİŞTİRİCİLİĞİNDE DEMİR NOKSANLIĞI
Ayvada Demir noksanlığında ortaya çıkan belirtiye kloroz yada sarılık denir.
Araz kendisini daha çok kireçli ve besin bakımından zayıf topraklarda gösterir.
Bilhassa yağışlı mevsimlerde araz şiddetlenmektedir.
Kloroz’un demir noksanlığından ileri geldiği durumlarda yaprak damarları yeşil, buna mukabil damarlar arası doku sarıdır.
Belirti genç yapraklarda başlar, yaşlı yapraklara doğru ilerler.
Böyle yaprakların kenarlarında zamanla kırmızımtırak veya kahverengi kurumalar oluşur.
Fotosentezin aksaması nedeni ile gelişme yavaşlar, verim düşer ve neticede ağaç ölebilir.
Kloroz, bitki bünyesine alınan ihtiyaç fazlası kirecin, bitki bünyesinde bulunan serbest demirin tutmasından ileri gelir.
Klorofil teşekkülünde katalizatör olarak görev yapan demir, kireç tarafından tutulduğu hallerde bu görevi yapamaz.
Demirin tutulması sadece bitki bünyesinde olmaz. Aşırı kireçli topraklarda Demir II bileşikleri.
Demir III bileşiklerine dönüşerek toprağa bağlanır ve bitki tarafından alınamaz.

AYVA YETİŞTİRİCİLİĞİNDE MAGNEZYUM NOKSANLIĞI
Ayvada magnezyum noksanlığında yaprakların ana damar çevresi ve kenarlara yakın bölgelerde nekrozlar oluşurken, yaprak kenarları yeşil Renklerini korurlar.
Bu belirtilerin ortaya çıkması mevsim sonlarına doğru olur.
Yapraklarda erken dökülme de görülür.
Ayvada potasyum noksanlığında yapraklar sarımsı yeşil renkli olur ve tipik bir şekilde kıvrılma gösterirler.
Yaprak kenarlarında potasyuumun noksanlığıtipik belirtisi olan nekrozlar oluşur.
Magnezyum klorofilin bir parçasıdır, bir dizi enzimin çalışmasını aktive eder, fosfor değişimine katılır.
Birçok bitkide magnezyum eksikliği, akut yaprak eksikliği ile birlikte damarlar arasında yaprak bıçağının klorozuna yol açar.
Magnezyum açlığı genellikle fizyolojik olarak asidik mineral gübreler kullanıldığında gözlenir, çünkü eylemleri altında özellikle hafif kumlu topraklarda magnezyumun süzülmesi artar.

AYVA YETİŞTİRİCİLİĞİNDE MANGAN NOKSANLIĞI
Ayvada mangan noksanlığı simptomları birbirlerine benzerlik gösterir.
Hafif ve orta derecede noksanlık halinde, genç yapraklarda, damar aralarında hafif renk açılması ortaya bu renk açılması oldukça hafif olup, ancak yaprak ışığa tutulduğunda görülebilir derecededir.
Noksanlığının daha şiddetli olması halinde renk açılması artar ve yaprak ağ görüntüsü alır.
Daha sonraki aşamada, için yaprak yüzeyini beyazımsı sarı renkli noktalar kaplar.
Mangan fotosentez ve diğer fizyolojik süreçlerde yer alır, birçok ribozom ve kloroplastın yanı sıra enzimlerin bir parçasıdır.
Mangan eksikliği ile klorofil oluşmaz, yapraklar küçük açık sarı lekeler nedeniyle renklenir, damarlar yeşil kalır.
Keskin bir açıkla, bodurluk görülür, bazen büyüme olmaz.

AYVA YETİŞTİRİCİLİĞİNDE BOR NOKSANLIĞI
Ayvada bor noksanlığında, çiçekler soğuktan zarar görmüş gibi aniden solar ve siyah kahve renk alırlar. Fakat bu haliyle düşmeyip bir süre dalda dururlar.
Don zararları aynı görüntüyü yaratmakla beraber, don etkilenmiş çiçekler hemen dökülürler.
Şiddetli noksanlık halinde yaprak çıkışı gecikir.
Vegetatif büyüme noktaları ölür, sürgünler kısa olur, yapraklar küçük ve bozuk şekilli olurlar.
Ancak yapraklarda kloroz görülmez.
Elma ve armut meyvelerinde büyük şekil bozuklukları ve iç ve dışta mantarlaşmalar görülür.
Meyveler normalden küçüktür ve bazen çatlamalar olur.
Bor noksanlığından ileri gelen dış mantarlaşmalar, kalsiyum noksanlığın dan ileri gelen acı benek hastalığı ile karıştırılmamalıdır.
Acı benek dalda ya çok geç dönemde, veya daha çok hasattan sonra, depolama sırasında ortaya çıkar.

AYVA YETİŞTİRİCİLİĞİNDE KALSİYUM NOKSANLIĞI
Ayvada Kalsiyum noksanlığı daha çok meyvelerde ortaya çıkar.
Yapraklarda ise eksiklik belirtileri nadiren görülür.
Yüksek düzeyde Kalsiyum eksikliği olan ağaçlarda; en genç sürgün yapraklarının yukarıya doğru kıvrılması, damarlarda ve damar aralarında kloroz meydana gelmesi, ileri aşamalarda ise yaprak kenarlarında sarı-kahverengi nekrozların oluşması gibi belirtiler gözlenir. Meyvedeki eksiklik belirtileri çok daha belirgindir.
Anormal kabuk bronzlaşması, hasada doğru lentisellerin koyulaşması ve bazen de hasat döneminde şiddetli meyve çatlaması ile kendini gösterir.
Ancak meyvede Kalsiyum eksikliğinin en önemli belirtisi “Acıbenek” tir. Acı benek, Ayvada hasada yakın veya hasattan sonra depolama sırasında meydana gelen; karşıdan bakıldığında kabuğun üzerinde şekil bozukluğu oluşturan kahverengi-siyah beneklerle kendini belli eden, fizyolojik bir bozukluktur. Bunların yanında Kalsiyum eksikliğinde; iç kararması, acı benek, iç sulanması, düşük sıcaklık zararı ve yaşlanma bozuklukları gibi pek çok fizyolojik bozukluk ortaya çıkar.
Toprakta genellikle bitki ihtiyacını karşılamaya yetecek düzeyde kalsiyum bulunur.
Özellikle Türkiye gibi kurak ve yarı kurak bölge topraklarında yıkanma olmadığı için, fazla doygunluk oranı yüksektir.
Toprakta bulunan bazik elementler içinde kalsiyum başta gelmektedir.
Kireçli ana materyal üzerinde oluşmuş kurak bölge topraklarında kalsiyum diğer bazı besin elementlerinin, özellikle mikro elementlerin alınmasında antagonisık etki yaratacak kadar fazla bulunabilmektedir.
Türkiye topraklan da bu özellikler taşıdığından, topraktan kalsiyumlu gübreleme yapılmasına pek gerek duyulmamaktadır.
Ancak asit karakter taşıyan yerlerde kireçleme amacıyla kalsiyumlu bileşiklerin kullanılması söz konusu olmaktadır.

Dünyanın hemen her tarafında kapama ayva bahçelerine pek az rastlanır.
Memleketimizde de yalnız sapanca gölü kenarında Eşmede ve bir de İzmir’ de kapama ayva bahçeleri vardır.
Kapama ayva bahçeleri kurarken tek gövdeli olarak yetiştirilecek ağaçlar arasında 3 – 4 m aralık ve mesafe bırakılır ve genellikle dikim kare şeklindedir.
Dik dörtgen dikimde 4x5 veya 5x6 m aralık ve mesafelerle dikilirler. Verilecek olan aralık - mesafeler toprak tipine ve yetiştirme sistemine göre değişiklik gösterir.
Dikim budaması yapılan fidanlar aşı yeri toprak üzerinde kalacak şekilde ılıman iklimlerde Kasım – Ocak ayları arasında dikilmeleri tavsiye edilir.
Daha soğuk olan bölgelerde ise fidan dikimi Şubat ve Mart aylarında yapılmalıdır.
Yetiştiriciliği yapılan ayva çeşitlerinin çoğu kendine verimli olduğu için tek bir çeşitten kapama ayva bahçesi kurulabilir.
Fakat düzgün şekilli meyveler elde etmek için mutlaka tozlanma ve döllenmeye ihtiyaç bulunmaktadır. Bunun için çeşit karışımı yapmakta fayda vardır.
Dikim sırasında bahçede sağlıklı bir tozlanma ve döllenme için mutlaka aynı dönemde çiçek açan çeşit karışımlarına yer verilerek bahçe kurulmalıdır.
Aksi takdirde iklimsel olayların olumsuz gittiği bazı yıllarda meyve tutumu oranlarında ciddi düşüşler yaşanır.

Toprak İşleme ;
Kapama ayva bahçelerinde toprak işlemesi yapılırken dikkat edilecek en önemli nokta toprağı derin sürmekten kaçınmaktır.
Ayva kökleri yüzlek ve toprak yüzüne yakındır. Sürme derin yapılırsa kökler çok fazla kesilerek ağaçlar bundan zarar görür.
Bahçelerin biri baharda biri de yaz başlarında sürülmesi yeterlidir. Bu sürmeden sonra bir örtü bitkisinin ekilmesi çok faydalı olur.
Örtülü toprak işlemede bahçede herhangi bir toprak işlemesi söz konusu değildir.
Sadece aşırı boylanmış olan otlar biçilir veya özellikle ağaç altlarında yabancı ot ilaçları ile düzenli bir mücadele yapılır.
Yarı-örtülü veya geçici örtülü toprak işlemede ise bahçede toprak işlemenin uygun olduğu ilkbahar ve yaz aylarında işleme yapılır.
Sonbahar ve kış aylarında ise bir kez toprak işleme yapılır veya hiç yapılmaz.
Özellikle genç bahçelerde yabancı ot ilacı kullanırken dikkatli olunmalı ve ağaç gövdeleri ilacın etkisinden korunmalıdır.
Aksi takdirde genç ağaçların gelişmesi bundan olumsuz etkilenir.

Sulama ;
Kapama ayva bahçelerinde yazı kurak geçen yerlerde, mesela Orta Anadolu’ da olduğu gibi, yazın sulanır.
Ağaçların sağlıklı bir gelişme gösterebilmesi, düzenli ve kaliteli meyve elde edebilmesi için mutlaka sulamaya ihtiyaç vardır.
Sulama sırasında aşırı sudan ve sulama suyunun ağacın gövdesine değmesinden kaçınılmalıdır.
İmkanlar ölçüsünde damlama veya mini-yağmurlama sistemleri kurulmasında fayda vardır.
Salma ve karık sistemi sulamalardan mümkün olduğunca kaçınılmalıdır.Su bulunmayan yerlerde ayva bahçeleri ancak yeterli yağış alan ve yağışların iyi dağılmış olduğu yerlerde kurulabilir.

Gübreleme ;
Tüm meyve bahçelerinde olduğu gibi ayva bahçelerinde de dengeli ve düzenli bir gübreleme yapmak için mutlaka her yıl toprak ve üç yılda bir yaprak analizleri yapılmalıdır.
Yapılan analizlerin sonucuna göre de bahçenin gübre ihtiyacı belirlenmelidir.
Verilecek olan kimyasal gübreler ağaçların taç iz düşümü içersine ama asla gövdeye ve köklere temas etmeyecek şekilde uygulanmalıdır.
Bitkinin daha fazla ihtiyacı olan makro elementler hemen her yıl mikro elementler ise ihtiyaca göre verilmelidir.
Ayrıca toprağın organik madde miktarına göre de organik gübrelemeye önem verilmelidir Ayvanın kökleri derine gitmediğinden besin maddelerini belli kalınlıktaki topraktan almak zorunluluğundadır.
Bu nedenle toprağın bu kısmının besin maddelerince zengin tutulmasına çaba gösterilmelidir. Her üç dört yılda bir dönüme üç dört ton çiftlik gübresi verilmesi çok faydalıdır.
Ayrıca azotlu gübrelerle iyi bir destek ister.

Budama ;
Ayva yetiştiriciliğinde budama olayına fidanın alınması ile başlanır. Budamada daha çok ayvanın doğal büyüme şekline yakın olan Goble (Vazo, Kase) veya bu şeklin değiştirilmiş varyasyonlarının kullanılmasında (uygulama kolaylığı bakımından) faydalar vardır.
Gövde alçaktan taçlandırılır ve ileriki yıllarda da uç almalarla tacın daha fazla yükselmesine meydan verilmez. Ancak uç almalarda gereğinden çok kesme yapılmamalıdır.
Çünkü meyveler sürgün uçlarında oluşur ve çok uç alınırsa ağaç tamamen meyvesiz kalabilir. Özellikle daha sıcak iklimlerde doruk dallı şekle yakın (yıllar ilerledikçe doruk-dal hakimiyeti kayboluyor) bir sistemin uygulanmasında fayda vardır.
Ayva düzgün bir taç teşkil eder. Onun için başlangıçta taçlandırma iyi yapılırsa sonraki yıllarda fazla budamaya ihtiyaç kalmaz.
Ayva meyvelerinde olgunluk meyve kabuğu yeşil rengin sarıya dönmeye başlaması ve havlı çeşitlerde bu havın kolayca silinmesiyle anlaşılır.
Erken toplanan meyveler çoğunlukla susuz, tatsız ve boğucu olur.
Ayvalar el ile ve bir makas veya bıçak yardımıyla toplanır.
Meyve dalcıkla birleştiği yerden kesilerek ayrılır. Toplama sırasında meyvelerin zedelenmemesine özel olarak dikkat edilmelidir.
Ayva meyveleri görünüşte sert ve bu nedenle basınçlara karşı dayanıklı hissini verirse de gerçekte böyle değildir.
Meyve eti çabuk zedelenir. Zedelenen yerler kararır ve buralardan çürümeye başlar.
Bu nedenle gerek toplamada ve gerek bundan sonraki ellemelerde çok dikkatli olmak gerekir.
Toplama için meyvelerin üzerinin nemli olmadığı bir zaman seçilir ve genellikle derim bir ağaçta bir defada yapılır.
Ayva tek üyesidir cinsi Cydonia de aile Rosaceae (ayrıca içeren elma ve armut diğer meyveler arasında).
Bu bir olan yaprak döken ağaç bir ayılar yumuşak çekirdekli meyve armut görünüş olarak benzer ve olgun zaman parlak altın sarısı.
Tarih boyunca pişmiş meyve yiyecek olarak kullanılmıştır, ancak ağaç çekici soluk pembe çiçekleri ve diğer süs nitelikleri nedeniyle de yetiştirilmektedir.
Ağaç 5 ila 8 m yüksekliğinde ve 4 ila 6 m genişliğinde büyür. Meyve 7 ila 12 cm uzunluğunda ve 6 ila 9 cm uzunluğundadır.
Olgunlaşmamış meyve, meyvenin rengi sert, kuvvetli parfümlü etle sarıya döndüğünde, sonbaharın sonlarında olgunlaşmadan önce dökülen yoğun gri-beyaz ince saçlarla yeşildir.
Yapraklar dönüşümlü bütün bir marj ile, basit, uzun 6-11 cm yerleştirilmiş ve yoğun ince beyaz kıllarla tüylü edilir. Çiçek yaprakları sonra yay üretilen, beş yaprakları ile karşısında 5 cm, beyaz veya pembedir.
Tohumlar, gül ailesinin tohumlarında yaygın olan nitriller içerir.
Mide, enzimler veya mide asidi veya her ikisi de nitrillerin bir kısmının hidrolize olmasına ve uçucu bir gaz olan hidrojen siyanür üretmesine neden olur.
Tohumların ancak büyük miktarda yenmesi durumunda toksik olması muhtemeldir. Ayva ise yerli kayalık yamaçlar ve ormanlık marjlar için Batı Asya, Azerbaycan, Ermenistan, Türkiye, Gürcistan, Kuzey İran için Afganistan , o iklimlerde çeşitli büyür ve bildiğim kadarıyla kuzey enlemlerde başarıyla yetiştirilebilir rağmen İskoçya gibi.
Akrabaları, Çin ayvaları, Pseudocydonia sinensis veya Chaenomeles cinsinin çiçekli ayvaları ile karıştırılmamalıdır, bunların her ikisi de bazen mutfak yerine kullanılır.

Tarihçe
Ayva, elmaların olmadığı Mezopotamya Ovası sıcağında gelişti.
Akdeniz çevresinde arkaik bir dönemden itibaren yetiştirildi.
İle ilişkili Yunanlılar Cydonia "Cydonian olarak, Girit Pome " ve Theophrastus’un, onun içinde Sorgulama Bitkiler içine, ayva tohumdan gerçekleşmeyen birçok meyve bitkisinden biri olduğunu kaydetti. Yetiştirme Ayva, düşük ila orta pH'lı birçok toprağa uyum sağlayan dayanıklı, kuraklığa dayanıklı bir çalıdır.
Hem gölgeyi hem de güneşi tolere eder, ancak daha büyük çiçekler üretmek ve meyve olgunlaşmasını sağlamak için güneş ışığı gerekir.
Fazla bakım gerektirmeyen ve budama veya büyük böcek ve hastalık problemleri olmadan yıllara tolerans gösteren inanılmaz derecede sert bir bitkidir.
Ayva, sıcak ve ılıman ve ılıman iklimlerde tüm kıtalarda yetiştirilir.
Düzgün çiçek açmak için 7 C'nin altındaki sıcaklıklarla yılın daha serin bir dönemi gerekir. Yayılma kesimler veya katmanlama ile yapılır.
eski yöntem daha iyi bitkiler üretir, ancak olgunlaşmaları ikinci bitkilere göre daha uzun sürer. İsimli çeşitler ayva anaç üzerine aşılanmış çelikler veya katmanlar ile yayılır.
Tohumla çoğaltma ticari olarak kullanılmaz. Ayva, ticari kullanım için meyve taşıyan ağaçları yetiştirmek için budanması ve tek bir gövdeye indirilmesi gereken kalın çalılar oluşturur. Ağaç kendi kendine tozlaşır, ancak çapraz tozlaşma durumunda daha iyi verim üretir.
Meyveler genellikle tamamen olgunlaşmak için ağaçta bırakılır. Daha sıcak iklimlerde, yenilebilir olana kadar yumuşak hale gelebilir, ancak daha soğuk iklimlerde ek olgunlaşma gerekebilir. İlk donlardan önce sonbaharın sonlarında hasat edilirler.
Avrupa'da ayvalar genellikle yazların meyvenin tamamen olgunlaşması için yeterince sıcak olduğu orta ve güney bölgelerde yetiştirilir.
Büyük miktarlarda yetiştirilmezler; tipik olarak bir veya iki ayva ağacı, birkaç elma ve diğer meyve ağaçları ile karışık bir bahçede yetiştirilir.
Ayvalar yoğun aromaları, lezzetleri ve ekşilikleri ile takdir edilmektedir.
Bununla birlikte, çoğu ayva çeşidi çiğ yenmek için çok sert ve tarttır; olgun meyveler bile tüketime uygun olması için don veya çürüme ile bülmeye tabi tutulmalıdır.
Bununla birlikte, pişirilebilir veya kavrulmuş olabilir ve reçel, marmelat, jöle veya puding için kullanılabilir.

İLETİŞİM

ÖZLER YILDIRIM
Tel: 0 532 521 67 47
Adres: Bekirde mah.
Hürriyet 1 cad no 2 A
Akdeniz / MERSİN
Email:
ozleryildirim@gmail.com


YOUTUBE KANALIMIZ

Copyright © NİL TARIM