Aramaktan çekinmeyin
0532 521 67 47

Buğday & Yetiştiriciliği

Besin noksanlıkları & noksanlığın giderilmesi
Bakımı, Hastalık , Zararlıları, Besin Noksanlığı ve BUĞDAY Beslemesi
B uğday insan beslenmesinde kullanılan kültür bitkileri arasında dünyada ekiliş ve üretim bakımından ilk sırada yer almaktadır. Bunun sebebi buğday bitkisinin geniş bir adaptasyon yeteneğine sahip olmasıdır. Ayrıca buğday tanesi uygun besleme değeri, Sağlıklı beslenme, hem sağlığın hem de vücut formunun korunması açısından en önemli konusu. Vücutta günlük işlevlerin sorunsuz bir şekilde yerine getirilebilmesi için tüm besin öğelerinin eksiksiz bir şekilde karşılanması. saklama ve işlenmesindeki kolaylıklar nedeniyle yaklaşık olarak 50 ülkenin temel besini durumundadır. Buğday dünya nüfusuna bitkisel kaynaklı besinlerden sağlanan toplam kalorinin yaklaşık % 20'sini sağlamaktadır. Bu oran ülkemizde % 53'tür. Buğday başta unlu mamuller olmak üzere birçok gıda ve sanayi sektöründe kullanılmaktadır. Buğday geniş bir adaptasyon yeteneğine sahip olmasına rağmen fazla sıcak ve nemden hoşlanmayan bir serin iklim tahılıdır. Özellikle gelişiminin ilk dönemlerinde (çimlenme -kardeşlenme) sıcaklığın 8-10 C, bağıl nemin % 60'ın üzerinde olması yeterlidir.
K ardeşlenme ve sapa kalkma arasında da fazla sıcaklık istemez. 10-15 C sıcaklık, % 65 nem, az ışıklı ve yarı kapalı havalar uygundur. Sapa kalkma ile sıcaklık ve nem isteği artar. Başaklanma döneminin hemen öncesinde bağıl nemin yüksek olması buğday verimini olumlu yönde etkiler. Döllenme Bitkilerde erkek üreme organı polen üretir. Bu polenler insan eliyle rüzgâr ve arı gibi böceklerin etkisiyle bir çiçekten başka bir çiçeğe gelir. Dişi üreme organının tepecik kısmına geldiğinde tozlaşma oluşur. Tozlaşma dişicik borusundan aşağı inerek yumurtalığa gelir ve burada döllenme oluşur.
Döllenme, yeni bir bireysel organizma oluşturma veya yavruların gelişimini başlatmak için gametlerin kaynaşması olayı.
ile birlikte, düşük nem ve yüksek sıcaklık tanenin niteliğini yükseltir. Gelişme dönemine uygun dağılmış 500 mm bir yağış maksimum verim için yeterlidir. Bununla birlikte bazı buğday çeşitleri 250 mm yağış alan alanlarda da yetiştirilebilmektedir. Buğday değişik tip topraklarda yetişebilen bir bitkidir. Verimsiz kıraç topraklarda ve verimli taban alanlarda yetiştirilebilen birçok buğday çeşidi vardır. Bununla birlikte buğday için en uygun topraklar, drenajı yeterli olan derin killi-tınlı topraklardır. London Tınlı topraklar:
Yarıdan fazlası kum ve % 30–50 arasıda kilden meydana gelirler. Tava gelmeleri ve işlenmeleri kolay olduğundan tarım için elverişli topraklardır.
Killi topraklar:
İçeriğinin yarıdan fazlasını kil oluşturur. Su tutma kapasiteleri yüksektir.
Su tutma kapasitesi % 25-30 olan toprak buğday için uygundur.
NOKSANLIK OLMASINI BEKLEMEYİN
Bitki besin noksanlığı Nil Tarım Şeftalide
fosfor noksanlığı
görülmeden, düzenli bitki besleme yapınız. Her sene toprak analizlerinizi Nil Tarım Toprak testi, tarımda gübre tavsiyelerini belirlemek için bitkilerde bulunan bitki besin konsantrasyonlarını tahmin etmek için yapılanlardır. Test genel olarak besin içerikleri, bir bileşim ve bu gibi diğer özellikleri asitlik veya pH seviyesi ölçülür. Toprak testi, besin eksikliklerini, aşırı doğurganlıktan kaynaklanan potansiyel toksisiteleri ve gerekli olmayan eser minerallerin varlığından kaynaklanan engellemeleri gösteren toprağın doğurganlığını veya beklenen büyüme potansiyelini belirleyebilir. Test, köklerin mineralleri asimile etme işlevini taklit etmek için kullanılır. Beklenen büyüme oranı, Maksimum Yasası ile modellenmiştir. yaptırın. Teknik ekiplerimiz geldiğinde gösteriniz veya WhatsApp üzerinden gönderin. pH analizini mutlaka yaptırın Nil Tarım Toprak pH sı, bir toprağın asitliğinin veya bazlığının (alkalinite) bir ölçüsüdür. pH değeri negatif olarak tanımlanır logaritma (taban 10) aktivitesinin ve hidronyum (iyon H+ veya daha doğrusu H3O+aq) bir çözümde. Toprakta, su (veya 0.01 M CaCl gibi bir tuz çözeltisi) ile karıştırılmış bir toprak bulamacında ölçülür. 2) ve normalde 3 ile 10 arasındadır, 7 nötrdür. Asitli toprakların pH'ı 7'nin altında ve alkali toprakların pH'ı 7'nin üzerindedir. Ultra asidik topraklar (pH <3.5) ve çok kuvvetli alkali topraklar (pH> 9) nadirdir. Toprak pH sı, birçok kimyasal süreci etkilediği için toprakta ana değişken olarak kabul edilir. Farklı besin maddelerinin kimyasal formlarını kontrol ederek ve geçirdikleri kimyasal reaksiyonları etkileyerek özellikle bitki besin maddesinin kullanılabilirliğini etkiler. Çoğu bitki için optimum pH aralığı 5.5 ile 7.5 arasındadır. Gerektiğinde bir fotokopisini teknik elamanlarımıza verdiğiniz de, sisteme kayıt yapalım. Bir sene sonraki planlamalarımızı daha sağlıklı yapalım.

“ Aşağıdaki noksanlıklar görüldüğünde, aramaktan çekinmeyin, bahçenize en uygun gübrelemeyi yapmanıza yardımcı olalım.!”

NOKSANLIKLARIN ÖNÜNE GEÇMEK İÇİN, İLK YAPRAKLAR SERÇE GAGASI KADAR OLDUĞUNDAN İTİBAREN DÜZENLİ GÜBRE KULLANINIZ.
Noksanlıklar yaprakta görüldüğü anda müdahale edilirse noksanlık düzelebilir, noksanlık meyveye geçtiğinde geriye dönüş yoktur.
BUĞDAY YETİŞTİRİCİLİĞİNDE ÇİNKO NOKSANLIĞI

Noksanlık belirtileri sapa kalkma döneminde daha belirgin olarak ortaya çıkar.
Buğday bitkisinde çoğunlukla genç yapraklarda gri ve açık kahverengi lekeler, nekrotik ölü alanlar oluşur.
Noksanlığa bağlı olarak yapraklarda gri, açık kahverengi lekeler yaygınlaşır, bazı hallerde yapraklar daralır ve küçük kalır, verim çok azalır.
Ayrıca bitkilerde protein London Proteinler, amino asit dediğimiz ve karbon, hidrojen, oksijen ve azot atomlarından meydana gelen moleküllerin tesbih taneleri gibi yan yana dizilmeleri ile oluşur. (Ayrıca bakınız: Protein miktarı azalmakta ancak amino asitlerin miktarı arttığı için protein kalitesi etkilenmemektedir.
Tahıl bitkileri tarafından salgılanan organik bileşikler kireçli topraklarda Zn’nun yarayıslı hale geçmesine ve bitkiler tarafından daha fazla alınmasına neden olur.

BUĞDAY YETİŞTİRİCİLİĞİNDE FOSFOR NOKSANLIĞI

Tahıllarda (buğday, yulaf, arpa ve çavdar) fosfor noksanlığında ortaya çıkan belirtilerin tarlada tanısı son derece güçtür.
Çünkü fosfor noksanlığında gözle tanıya olanak verecek belli belirtilere çoğunlukla rastlanmaz.
Gelişmenin ilk dönemlerinde ve özellikle kışı sert geçen yörelerde daha çok görülür.
Yavaş, cılız ve bodur büyüme fosfor noksanlığının en belirgin tanısıdır.
Böyle durumlarda bitkiler koyu yeşil renk göstermekte ve yaprak uçları kurumaktadır.
Kimi durumlarda yapraklarda pembemsi renk görülür.
Yaşlı yaprakların uçları kurumaya baslar ve zamanla yaprağın diğer kısımlarına doğru ilerler.
Tohum bağlama azalır ve verim çok düşer.
Fosfor eksikliği köklerin, sürgünlerin ve yaprakların büyümesinde yavaşlamaya, zayıf çiçeklenmeye, yaprakların erken düşmesine ve verimde azalmaya (ayrıca azot eksikliğine) yol açar.
Yaprakların rengi koyu yeşil, mavimsi, donuktur.
Yapraklar daha küçüktür, gövdeden daha keskin bir açıyla ayrılır.

BUĞDAY YETİŞTİRİCİLİĞİNDE POTASYUM NOKSANLIĞI

Çok kumsal ve hafif bünyeli topraklar dışında noksanlık belirtisi fazla görülmez.
Noksanlık belirtileri azot ve fosfor’da olduğu gibi önce yaslı (alt) yapraklarda görülür.
Yaprağın uç kısmından itibaren damar araları sararır daha ileri safhalarda kahverengine dönüşerek yaprakların uç kısmı kurur.
Potasyum noksanlığı yaprakların sararması ve daha sonra yaprak bıçağının bölümlerinin ölümü ile kendini gösterir.
Tabakanın kenarlarında bir kurutma dokusu kenarı görünür - bir kenar “yanma”.
Şiddetli potasyum açlığı ile bitki kısa internodlarla bodurlaşır, sürgünler zayıflar.

BUĞDAY YETİŞTİRİCİLİĞİNDE AZOT NOKSANLIĞI

Noksanlık belirtileri alt yapraklarda en şiddetli olarak görülür.
Yaprağın uç kısmından başlayarak yaprak kınına doğru yeşil yerine önceleri açık yeşil ve daha sonra sarımsı yeşil renk oluşur.
Buğday bitkisinin boğum araları kısalır, kısa boylu bitkiler oluşur, daneler tam dolmaz, buruşuk kalır.
Un randımanı ve kalitesi (ekmek veya makarna) azalır.
Azot fazlalığından ise boğum araları uzar, rüzgâr ve yağıştan yatma görülür, bitkinin su tüketimi artar, özellikle makarnalık buğdaylarda kalite azalır.
Azot, proteinlerin, klorofil, alkaloidler, fosfatidler ve diğer organik bileşiklerin bir parçasıdır. Bu, tüm bitkiler için en önemli besindir.
Bitkilerde azot eksikliği, bitki büyümesinde yavaşlamaya, erken yaprak dökülmesine ve tohum ve meyve veriminde azalmaya yol açar.
Yaprakların rengi soluk yeşil, klorotik hale gelir.
Aksine, azot fazlalığı yoğun büyümeye neden olabilir, bitkilerdeki su içeriğini artırabilir ve olgunlaşmayı yavaşlatabilir.

BUĞDAY YETİŞTİRİCİLİĞİNDE DEMİR NOKSANLIĞI

genç yapraklarda en ince damarların bile yeşil kalması ve damarlar arasında rengin tamamen sarıya dönmesi en tipik belirtilerdir.
Böylece yeterli miktarda klorofil oluşmaması nedeniyle en genç yapraklar beyaz renk alır.
Kireçli alkalin topraklarda yetişen bitkilerde demir noksanlığı belirtileri daha yaygındır.
Demir noksanlığında klorofil a ve b miktarlarına paralel olarak karotin, ksantin, lütein gibi çeşitli pigment madde miktarları da azalır.
Bitkilerde fotosentez oranında da benzer azalma görülür.
Demir, solunum ve nitratın azaltılmasında rol oynayan enzimlerin bir parçasıdır.
Demir noksanlığı, esas olarak çok yıllık bitkilerde - elma, armut, vb.,
Fotosentez, yavaş büyüme ve gelişme şeklinde yaprak klorozu şeklinde kendini gösterir.

BUĞDAY YETİŞTİRİCİLİĞİNDE MAGNEZYUM NOKSANLIĞI

Magnezyum iyonları floemde hareketlidir bu nedenle Magnezyum yaslı yapraklardan genç yapraklara doğru taşınır.
Magnezyum noksanlığının en tipik belirtisi yaslı yapraklarda damarlar yeşil, damar aralarında kloroz (sararma)’dur.
Magnezyum klorofilin bir parçasıdır, bir dizi enzimin çalışmasını aktive eder, fosfor değişimine katılır.
Birçok bitkide magnezyum noksanlığı, akut yaprak noksanlığı ile birlikte damarlar arasında yaprak bıçağının klorozuna yol açar.
Magnezyum açlığı genellikle fizyolojik olarak asidik mineral gübreler kullanıldığında gözlenir,
çünkü eylemleri altında özellikle hafif kumlu topraklarda magnezyumun süzülmesi artar.

BUĞDAY YETİŞTİRİCİLİĞİNDE MANGAN NOKSANLIĞI

bitkilerde büyüme yavaşlar ya da bodur büyüme, genç yapraklarda damarlar arası sararma, tek çenekli bitkilerde ise alt yapraklarda gri benekler özellikle buğdaygillerde görülen en tipik belirtilerdir.
Buğday, gübreye genellikle iyi tepki gösteren bir bitkidir. Azotlu gübrenin yarısı, fosforlu gübrenin tamamı ekimle birlikte verilmelidir.
Azotlu gübrenin diğer yarısı ise kardeşlenme döneminde üst gübre olarak verilmelidir.
Toprak tahlili yapılmamış ise saf madde üzerinden dekara 12 kg azot ve 6 kg fosfor tavsiye edilmektedir.
Buna göre ekimle beraber dekara 13 kg Diamonyum fosfat (DAP) ve toprak pH'ının durumuna göre 20-30 kg/da uygun formda azotlu gübre verilebilir.

BUĞDAY YETİŞTİRİCİLİĞİNDE BOR NOKSANLIĞI

Buğday Bor gereksinimi az olan bitkilerdendir.
Bor noksanlığı bitki büyüme noktalarına zarar verir ve büyüme yavaşlar genç yapraklar büzülüp kıvrılır,
çoğu zaman kalınlaşır, yapraklar koyu mavi yeşil renk alır, boğumlar arası kısalır,
büyüme bodurlaşır ve bitki çalılaşmış bir forma kavuşur.
Buğdaygillerde dane verimi düşer.
Bor, oksidasyon ve fotosentez süreçlerini aktive eder.
Bor noksanlığı ile, yapraklardan asimilatların hareketi bozulur ve fotosentez süreci yavaşlar, bitkilerin çiçeklenmesi ve gübrelenmesi bozulur, boş çiçekler ortaya çıkar, bazen yumurtalıklar düşer.
Tohum verimi düşüyor

BUĞDAY YETİŞTİRİCİLİĞİNDE BAKIR NOKSANLIĞI

Buğday göreceli olarak bakıra karsı daha duyarlı bitkilerdendir.
Tahıl bitkilerinde bakır noksanlığı belirtileri kardeşlenme döneminde ya da noksanlığın şiddetli olması durumunda daha erken dönemde yaprak uçlarında ortaya çıkar.
Yaprak uçları beyazlaşır, yapraklar daralır ve kırılır.
Boğum arası kısalır.
Kardeşlenme geriler.
Gelişmenin ileri aşamalarında basak ve salkım oluşumu görülmez.
Tahıl bitkilerinde bakır noksanlığının bir başka tipik belirtisi de bitkilerin çalılaşmış bir görünüm kazanmasıdır.
Bakır noksanlığına bağlı olarak lignifikayonun gerilemesi sonucu genç yapraklarda solma ile birlikte gövde bükülür ve yana yatma eğilimi görülür.
Hastalıklara karsı dayanıklılık azalır

Toprak Hazırlığı

Buğday tarımında toprak işlemenin zaman ve yöntemi, işlemede güdülen amaçlara bağlıdır.
Nadas-ekim sisteminin uygulandığı kurak yarı kurak bölgelerde, toprak işlemenin amacı yabancı otları yok etmek, toprakta suyu biriktirmek ve korumaktır.
Erozyona yol açmayacak toprak işleme yöntemlerinin uygulanması da önemlidir.
Toprak işlemede, toprağı altüst etmeyen, devirmeyip alttan işleyen aletler kullanılmalıdır.
İlk işlemeler için kırlangıç kuyruğu pulluk, kazayağı ve benzeri aletler kullanılmalıdır.
Nemli ya da sulanan, nadassız tarım uygulanıp her yıl ürün alınan yerlerde toprak, hasattan hemen sonra gölge tavı varken pullukla 15-20 cm derinliğinde sürülmelidir.
Ekimden öncede kazayağı + tırmık takımıyla ikileme yapılıp iyi bir tohum yatağı hazırlanmalıdır.

Ekim

Yüksek bir verim ve kaliteli ürün elde etmenin ön koşulu, tarlada uygun zamanda düzenli bir çimlenme ve çıkışın sağlanmasıdır.
Yurdumuzda buğday genellikle güzden ve kışlık olarak ekilmektedir.
Kışlık ekimde, yazlık ekime oranla daha yüksek verim elde edilmektedir. Ayrıca ekim zamanı çeşidin soğuğa toleransı ve vernalizasyon isteğine bağlı olarak değişmektedir.
Bölgeye tavsiye edilen kışlık ekmeklik buğday çeşitleri; Kate A-1, Bezostaya, Pehlivan, Gün 91 ve Mızrak 98 olup, bunlar için ekim zamanı 1 Ekim-30 Ekim tarihleri arasındadır. Yazlık çeşitler ise Basribey, Gönen 98, Panda, Golia ve Cumhuriyet 75 olup, bunlar için ekim zamanı Kasım başından Aralık sonuna kadar uzayabilir.
Fakat kıyı bölgelerimiz için en uygun ekim zamanı 15 Kasım-15 Aralık tarihleri arasıdır.
Toprak sıcaklığının 8-10 C olduğu zamanda ekim yapılmalıdır.
Buğdayda dekara atılacak tohum miktarı; ekim zamanına, bin tane ağırlığına, çimlenme ve biyolojik gücüne bağlı olarak 18-24 kg arasında değişmektedir.
Tohumluk Yüksek verim için sertifikalı tohumluk kullanılmalıdır. Sertifikalı tohumluk kullanımı tane veriminde % 40 oranında bir artış sağlayabilmektedir. Tohumluk alırken tohumluklar özel ambalajlarında olmalı, ambalaj üzerinde etiket bulunmalı ve etiket üzerindeki bilgilere dikkat edilmelidir.

Gübreleme

Buğday, gübreye genellikle iyi tepki gösteren bir bitkidir.
Azotlu gübrenin yarısı, fosforlu gübrenin tamamı ekimle birlikte verilmelidir.
Azotlu gübrenin diğer yarısı ise kardeşlenme döneminde üst gübre olarak verilmelidir.
Toprak tahlili yapılmamış ise saf madde üzerinden dekara 12 kg azot ve 6 kg fosfor tavsiye edilmektedir.
Buna göre ekimle beraber dekara 13 kg Diamonyum fosfat (DAP) ve toprak pH'ının durumuna göre 20-30 kg/da uygun formda azotlu gübre verilebilir.

Bakım

Buğdayda en önemli bakım işi, sapa kalkma döneminde azotlu üst gübre verilmesidir.
Diğer önemli bir bakım işlemi ise yabancı ot mücadelesidir.
Yabancı otlarla mücadele için toprak işleme titizlikle yapılmalı ve yabancı otlardan temiz tohumluk kullanılmalıdır.
Yabancı otla mücadelede kullanılacak herbisitler kardeşlenme sonu ya da sapa kalkma döneminden önce kullanılmalıdır.

Sulama

Ülkemizde buğday genellikle sulamasız olarak yetiştirilmektedir.
Sulama imkanının olduğu yerlerde buğday, sapa kalkma ve çiçeklenme dönemlerinde sulanmalıdır.
Fakat kurak geçen yıllarda bu kritik dönemler beklenmeden bitki strese girdiği zaman sulama yapılmalıdır.

Hastalık ve Zararlılarla Mücadele

Buğdayın en yaygın hastalığı pastır.
Pasın üç türü vardır; Sarı pas, Kahverengi pas ve Kara pas. En önemli pas hastalığı sarı pastır ve epidemi yaptığı yıllarda büyük verim kayıplarına neden olmaktadır. Sarı pasla en etkin mücadele şekli dayanıklı çeşit kullanılmasıdır. Diğer önemli buğday hastalıkları sürme ve rastıktır. Sürme ile mücadelede tohumluklar ekimden önce organik civalı ilaçlarla ilaçlanmalıdır. Rastıkta mücadelede tohumluklar rastık görülmeyen tarlalardan seçilmeli ve dayanıklı çeşit kullanılmalıdır. Buğdayın önemli zararlıları Süne , kımıl, zabrus, bambul ve çekirgelerdir. Süne ve kımıl zararının önemli sorun olduğu bölgelerde çok erkenci veya geç yetişen çeşitler ekilmelidir. Ayrıca bu zararlılar için ülkesel mücadele yürütülmektedir.

Hasat ve Depolama

Yurdumuzda buğday için hasat zamanı bölgelere göre değişmek üzere Mayıs-Ağustos ortaları arasındaki 3.5 aylık bir dönemdir.
Tanedeki nem oranı % 13.5 olduğu

2017 yılında en iyi buğday üreticileri
Ülke Milyon ton
Çin 134.3
Hindistan 98.5
Rusya 85.9
Amerika 47.4
Fransa 36.9
Dünya 772
BM Gıda ve Tarım Örgütü
 zaman en uygun hasat zamanıdır.
Bitkiler tamamen sarardığı ve tane sertleştiği zaman hasat başlamalıdır.
Ülkemizdeki buğdayın büyük bir kısmı biçerdöver ile hasat edilmektedir.
Depolanacak buğdayın nem oranı % 13'den fazla olmamalıdır.
Uzun süreli depolamalar için depo haşerelerine karşı ilaçlama yapılmalıdır.
Uyarı: Buğdayda yazlık olarak yapılacak ekimlerde ekilecek çeşidin yazlık karakterde olmasına dikkat edilmelidir.
Aksi takdirde bitkiler başaklanmayacaktır. Buğdaydaki en önemli hastalık sarı pastır (kınacık). Bu yüzden kullanılacak çeşitlerin pas hastalıklarına dayanıklı olmasına dikkat edilmelidir. Buğday, tohumu için yaygın olarak yetiştirilen bir ot, dünya çapında temel bir gıda olan tahıl tanesi. dünyada en yaygın olarak yetiştirilen bitki. Buğday, diğer tüm gıda ürünlerinden daha fazla arazi alanında yetiştirilmektedir (220.4 milyon hektar, 2014). Dünya buğday ticareti, diğer tüm mahsullerin toplamından daha fazladır.
2017 yılında dünya buğday üretimi 772 milyon ton olup, 2019 üretiminin 766 milyon ton olduğu tahmin edilmektedir ve onu mısırdan sonra en çok üretilen ikinci tahıl haline getirmiştir. 1960 yılından bu yana, dünya buğday ve diğer tahıl bitkileri üretimi üç kat artmıştır ve 21. yüzyılın ortalarında daha da büyümesi beklenmektedir. Eşsiz viskoelastik nedeniyle küresel buğday talebi artıyor ve dünya çapında sanayileşme süreci ve diyetin batılılaşması sonucu tüketimi artan işlenmiş gıdaların üretimini kolaylaştıran glüten proteinlerinin yapışkan özellikleri.
Buğday önemli bir karbonhidrat kaynağıdır. Küresel olarak, nispeten yüksek bir diğer önemli tahıl ile karşılaştırılır, yaklaşık 13% 'lik bir protein içeriğine sahip, insan gıda bitkisel protein gelen kaynağıdır. nispeten düşük fakat protein kalitesi sağlamak için gerekli amino asitleri içerir. Bütün tahıl olarak yenildiğinde, buğday çoklu besin ve diyet lifi kaynağıdır.
Kökeni ve tarihi
Yabani ot tanelerinin ekimi ve tekrar tekrar hasat edilmesi ve ekilmesi, buğdayın mutant formları ('spor') tercihen çiftçiler tarafından seçildiği için yerli türlerin yaratılmasına yol açmıştır. Evcilleştirilmiş buğdayda, tahıllar daha büyüktür ve tohumlar (spikeletlerin içinde) hasat sırasında sertleştirilmiş bir rachis tarafından kulağa bağlı kalır.
Yabani suşlarda, daha kırılgan bir rachis, kulağın spikeletleri kolayca parçalamasına ve dağıtmasına izin verir. Bu özelliklerin çiftçiler tarafından seçilmesi kasıtlı olarak amaçlanmamış olabilir, fakat basitçe gerçekleşmiştir çünkü bu özellikler tohumların toplanmasını kolaylaştırmıştır; yine de böyle 'tesadüfi' seçim mahsul evcilleştirmesinin önemli bir parçasıydı. Buğdayı bir gıda kaynağı olarak geliştiren özellikler, bitkinin doğal tohum dağılım mekanizmalarının kaybını da içerdiğinden, çok evcilleştirilmiş buğday türleri vahşi doğada hayatta kalamaz.
Buğday ekimi MÖ 8000'den sonra Verimli Hilal'in (Bereketli Hilal, hilal içinde şeklindeki bölge Ortadoğu günümüz kapsayan, Irak güneydoğu bölgeleri ile Türkiye ve batı bölgeleri İran, Suriye, Lübnan, İsrail, Filistin, Ürdün ve Mısır .) ötesine yayılmaya başladı. Jared Diamond, MÖ 8800'den önce Verimli Hilal'den başlayarak ekili emmer buğdayının yayılmasını izler. Yabani emmerlerin arkeolojik analizi, ilk olarak güney Levant'ta yetiştirildiğini ve MÖ 9600'e kadar uzanan buluntuları gösterdiğini göstermektedir.
Yabani einkorn buğdayının genetik analizi, ilk olarak Türkiye'nin güneydoğusundaki Karacadağ Dağları'nda yetiştirildiğini göstermektedir. Emmer ekimi MÖ 6500 ile Yunanistan, Kıbrıs ve Hindistan alt kıtasına, MÖ 6000'den kısa süre sonra Mısır'a ve MÖ 5000 ile Almanya ve İspanya'ya ulaştı. "İlk Mısırlılar ekmek ve fırının kullanımı geliştiricilerdi ve ilk büyük ölçekli gıda üretim endüstrilerinden birine pişirme geliştirdiler." M.Ö. 3000 yılına gelindiğinde buğday Britanya Adaları ve İskandinavya'ya ulaşmıştı. Bin yıl sonra Çin'e ulaştı.

BUĞDAY TANELERİ HASAT İÇİN OLGUNLUĞA HAZIRLAMA

Toprağın hazırlanması ve ekim zamanında tohum yerleştirmedeki teknolojik gelişmeler, bitki büyümesini iyileştirmek için ürün rotasyonu ve gübrelerin kullanımı ve hasat yöntemlerindeki ilerlemeler, buğdayı canlı bir ürün olarak teşvik etmek için bir araya gelmiştir.
18. yüzyılda tohum ekme makinelerinin kullanımı tohum yayımını değiştirdiğinde, verimlilikte bir başka büyük artış meydana geldi. Uzun ekili arazilere ürün rotasyonu yöntemleri uygulandıkça ve birim alan başına saf buğday verimi  arttı ve gübre kullanımı yaygınlaştı. İyileştirilmiş tarım hayvancılığı daha yakın zamanda harman makineleri ve biçerdöver makineleri (' biçerdöver '), traktörle çizilmiş kültivatörler ve ekiciler ve daha iyi çeşitler içeriyordu.19. ve 20. yüzyıllarda Amerika ve Avustralya'da yeni ekilebilir arazilerde yetiştirildiği için buğday üretiminin büyük ölçüde artması meydana geldi.

FİZYOLOJİ

Yapraklar, üreme geçişine kadar ateş apikal meristeminden teleskopik bir şekilde ortaya çıkar. Bir buğday bitkisi tarafından üretilen son yaprak, bayrak yaprağı olarak bilinir. Gelişmekte olan kulağa karbonhidrat sağlamak için daha yoğundur ve diğer yapraklardan daha yüksek bir fotosentetik orana sahiptir.
Ilıman ülkelerde, bayrak yaprağı, bitki üzerindeki ikinci ve üçüncü en yüksek yaprak ile birlikte, tahıldaki karbonhidratın çoğunu sağlar ve durumları oluşumu sağlamak için çok önemlidir. Buğday, yaprakların üst (adaksiyal) tarafında, alt (abaxial) tarafına göre daha fazla stomaya sahip bitkiler arasında olağandışıdır.
Bunun, diğer herhangi bir bitkiden daha uzun süre evcilleştirilmesinin ve yetiştirilmesinin bir etkisi olabileceği teorileşmiştir. Kış buğdayı genellikle filiz başına 15'e kadar yaprak ve 9'a kadar bahar buğdayı üretir ve kış bitkileri bitki başına 35 çeşide (sürgünlere) (çeşidine bağlı olarak) sahip olabilir. Buğday kökleri, 2 metreye kadar uzanan ekilebilir ekinlerin en derinleri arasındadır.
Bir buğday bitkisinin büyüyen kökü, bitki formunda da, sapı içinde, bir enerji deposu birikir fruktanların, bitki, kuraklık ve hastalık basıncı altında elde etmek için yardımcı olan ama kök büyümesi ile kök yapısal olmayan karbonhidrat rezervleri arasında bir denge olduğu gözlemlenmiştir. Kuraklık ile uyarlanmış ürünlerde kök büyümesine öncelik verilmesi muhtemel iken, kök yapısal olmayan karbonhidrata, hastalığın daha büyük bir sorun olduğu ülkeler için geliştirilen çeşitlerde öncelik verilmektedir.

GENETİK VE ISLAH

Geleneksel tarım sistemlerinde buğday popülasyonları genellikle yüksek seviyelerde morfolojik çeşitliliği koruyan gayrı resmi çiftçi tarafından tutulan popülasyonlar olmak üzere, landraces’ten oluşur. Buğday tarlaları artık Avrupa ve Kuzey Amerika'da yetişmese de, başka yerlerde de önemini korumaya devam ediyor.
Resmi buğday yetiştiriciliğinin kökenleri, istenen özelliklere sahip olduğu belirtilen tek bir bitkiden tohum seçimi yoluyla tek hat çeşitlerinin yaratıldığı 19. yüzyılda yatmaktadır.
Modern buğday yetiştiriciliği yirminci yüzyılın ilk yıllarında gelişti ve Mendel genetiğinin gelişimi ile yakından bağlantılıydı.
Kendi içinde melezlenmiş buğday çeşitlerinin yetiştirilmesi için standart yöntem, el emaskülasyonu kullanılarak iki çizginin kesilmesi, daha sonra döllenmenin kendiliğinden alınması veya akrabalı hale getirilmesidir. Seçimler bir çeşit ya da çeşit olarak salınmadan önce on ya da daha fazla nesil tanımlanmıştır (çeşitlilik farklılıklarından sorumlu genlere sahip olduğu gösterilmiştir).
Başlıca üreme hedefleri arasında yüksek tane verimi, kaliteli, hastalık ve böcek direnci ve mineral, nem ve ısı toleransı dahil abiyotik streslere tolerans yer alır. Ilıman ortamlardaki başlıca hastalıklar, soğuktan sıcak iklimlere kadar önemlerinin kabaca düzenlenmiş aşağıdakileri içerir: göz farı, Stagonospora nodorum lekesi (glume lekesi olarak da bilinir), sarı veya şerit pas, külleme lekesi, bazen yaprak lekesi olarak bilinir), kahverengi veya yaprak pas, Fusarium kafa yanıklığı, bronz leke ve kök pas. Tropikal bölgelerde, leke lekesi (Helminthosporium yaprak yanıklığı olarak da bilinir) de önemlidir.

HASTALIK DİRENCİ

Triticum ve ilgili cins cinsindeki yabani otlar ve çavdar gibi otlar, 1930’lardan beri ekili buğday yetiştiriciliği için birçok hastalığa direnç özelliklerinin kaynağı olmuştur.

GETİRİ

Buğday genlerinin belirli versiyonlarının varlığı, mahsul verimleri için önemlidir. İlk olarak Japon buğday yetiştiricileri tarafından kısa saplı buğday üretmek için kullanılan 'cüce' özelliğinin genleri, dünya çapında buğday verimleri üzerinde büyük bir etkiye sahipti ve Meksika ve Asya'daki Yeşil Devrim'in başarısında önemli faktörlerdi. ile Norman Borlaug. Cüce genler, fotosentez sırasında tesiste sabitlenen karbonun tohum üretimine yönlendirilmesini sağlar ve ayrıca yerleştirme problemini önlemeye yardımcı olur.
'Barınma' rüzgarda bir kulak sapının üzerine düşüp yere çürüdüğü zaman meydana gelir ve buğdayın ağır azotlu gübrelemesi, çimlerin daha uzun büyümesini ve bu probleme daha duyarlı hale gelmesini sağlar. 1997 yılına gelindiğinde, gelişmekte olan dünya buğday alanının% 81'i yarı bodur buğdaylara ekildi ve hem verimi arttırdı hem de azotlu gübreye daha iyi tepki verdi.
Dünya rekoru buğday verimi 2017'de Yeni Zelanda'da yaklaşık 17 ton / ha'dır.

ÇEŞİTLER

Dünyada yetişen 14 türden yaklaşık 30.000 buğday çeşidi vardır.
Bunların yaklaşık 1.000'i ticari olarak önemlidir. Amerika Birleşik Devletleri'nde 500'den fazla çeşit mevcuttur. Kanada'da farklı çeşitler satıştan önce karıştırılır. Ayrı olarak depolanan ve taşınan (ek ücret karşılığında) “kimlik korunmuş” buğday genellikle daha yüksek bir fiyat getirir.
Buğday genetiği evcilleştirilen diğer türlerin çoğundan daha karmaşıktır. evcilleşme sırasında antik seçilen genlerin mutasyona uğramış versiyonları yanı sıra, daha yeni kasıtlı bir seçim olmuştur allel büyüme özelliklerini etkiler.
Beslenme
100 gramda buğday 327 kilokalori sağlar ve protein, diyet lifi, manganez, fosfor ve niasin (tablo) gibi çok sayıda temel besin açısından zengin bir kaynaktır ( Günlük Değer'in % 20 veya daha fazlası ). Birkaç B vitamini ve diğer diyet mineralleri önemli içeriktedir. Buğday% 13 su,% 71 karbonhidrat ve% 1.5 yağdır. % 13 protein içeriği çoğunlukla glütendir (buğdaydaki proteinin% 75-80'i). Gıda ve Tarım Örgütü tarafından teşvik edilen yeni protein kalite yöntemine ( DIAAS ) göre buğday proteinleri insan beslenmesi için düşük kaliteye sahiptir . Yeterli miktarda diğer esansiyel amino asitleri içermelerine rağmen, en azından yetişkinler için, buğday proteinleri esansiyel amino asit olan lizinde eksiktir .
Buğday endosperminde ( gluten proteinleri) bulunan proteinler lizinde özellikle zayıf olduğundan, beyaz unlar lizinde tam tahıllara kıyasla daha eksiktir. 2017 yılından itibaren başarı olmadan lisin zengini buğday çeşitlerini geliştirmek için bitki ıslahında önemli çabalar sarf edilmektedir. Bu eksikliği telafi etmek için yaygın olarak diğer gıda kaynaklarından (esas olarak baklagiller ) proteinler ile takviye kullanılmaktadır tek bir esansiyel amino asidin sınırlandırılması, diğerlerinin parçalanmasına ve atılmasına neden olur, bu da özellikle büyüme döneminde önemlidir.

BUĞDAYDA DÜNYA ÇAPINDA TÜKETİM

Buğday 218.000.000 hektardan fazla (540.000.000 dönüm), diğer mahsullerden daha geniş bir alanda yetiştirilmektedir. Dünya buğday ticareti, diğer tüm mahsullerin toplamından daha fazladır. Pirinç ile buğday, dünyanın en çok tercih edilen temel gıdasıdır. Buğday bitkisinin arktik bölgelerden ekvatora, deniz seviyesinden Tibet ovalarına kadar deniz seviyesinden yaklaşık 4.000 m yüksekliğe kadar büyüme kabiliyetine sahip agronomik adaptasyonu nedeniyle önemli bir diyet bileşenidir. Agronomik adaptasyona ek olarak, buğday, tahıl depolama kolaylığı ve yenilebilir, lezzetli, ilginç ve doyurucu yiyecekler yapmak için tahılları un haline dönüştürme kolaylığı sunar. Buğday, ülkelerin çoğunda en önemli karbonhidrat kaynağıdır Buğdayın en yaygın biçimleri beyaz ve kırmızı buğdaydır. Bununla birlikte, buğdayın diğer doğal formları da vardır. Doğal olarak evrimleşmiş buğday türlerinin ticari olarak küçük fakat besleyici olarak ümit verici diğer türleri arasında siyah, sarı ve mavi buğday bulunur.

BUĞDAYIN SAĞLIĞA ETKİLERİ

Dünya çapında milyarlarca insan tarafından tüketilen buğday, özellikle buğday ürünlerinin birincil gıdalar olduğu en az gelişmiş ülkelerde insan beslenmesi için önemli bir besindir. Buğday, tam tahıl olarak yenildiğinde, çocuklar ve yetişkinler için önerilen, tam tahıl açısından zengin kriterleri karşılayan çeşitli gıdalar içeren çeşitli günlük porsiyonlarda, sağlıklı bir çoklu besin ve diyet lifi kaynağıdır. Diyet lifi aynı zamanda insanların dolgun hissetmesine ve dolayısıyla sağlıklı bir kiloya yardımcı olabilir. Ayrıca, buğday doğal ve biyolojik olarak zenginleştirilmiş diyet lifi, protein ve diyet mineralleri dahil besin takviyesi.

ÜRÜN GELİŞTİRME

Buğdayın iklim, tohum türü ve toprak koşullarına bağlı olarak ekim ve hasat arasında 110 ila 130 gün arasında olması gerekir (kış buğdayı kış donması sırasında uykuda kalır). Optimal bitki yönetimi, çiftçinin büyüyen bitkilerdeki her gelişim aşaması hakkında ayrıntılı bir anlayışa sahip olmasını gerektirir. Özellikle, bahar gübreleri, herbisitler, fungisitler ve büyüme düzenleyicileri tipik olarak sadece bitki gelişiminin belirli aşamalarında uygulanır. Örneğin, şu anda ikinci azot uygulamasının en iyi, kulak (bu aşamada görünmez) yaklaşık 1 cm büyüklüğünde ( Zadoks ölçeğinde Z31) yapılması önerilir.). Aşamaların bilgisi, iklimden daha yüksek riskli dönemleri belirlemek için de önemlidir. Örneğin, ana hücreden polen oluşumu ve antez ve olgunluk arasındaki aşamalar yüksek sıcaklıklara karşı hassastır ve bu olumsuz etki su stresi ile daha da kötüleşir. Çiftçiler ayrıca 'bayrak yaprağı' (son yaprak) ne zaman ortaya çıktıklarını bilmekten de yararlanır, çünkü bu yaprak tahıl doldurma döneminde fotosentez reaksiyonlarının yaklaşık % 75'ini temsil eder ve bu nedenle iyi bir sağlamak için hastalık veya böcek saldırılarından korunmalıdır.

Diğer temel gıdalarla karşılaştırılması Aşağıdaki tablo, buğday ve diğer başlıca temel gıdaların ham formdaki besin içeriğini göstermektedir.
Bununla birlikte, bu zımbaların ham formları yenilebilir değildir ve sindirilemez.
Bunlar filizlenmeli veya insan tüketimine uygun şekilde hazırlanmalı ve pişirilmelidir.
Filizlenmiş veya pişirilmiş formda, bu tanelerin her birinin nispi beslenme ve anti-beslenme içeriği, bu tabloda bildirilen bu tanelerin ham formundan oldukça farklıdır.
Pişmiş formda, her zımba için beslenme değeri pişirme yöntemine bağlıdır (örneğin: pişirme, kaynatma, buharda pişirme, kızartma vb.).

10 büyük besin içeriği-temel gıdalar 100 gr kısmı başına, sırasına bağlı olarak
Besin Mısır Pirinç Buğday Patates Manyok Soya Tatlı patates Yamlar Sorgum Muz RDA
Su (g) 10 12 13 79 60 68 77 70 9 65 3.000
Enerji (kJ) 1528 1528 1369 322 670 615 360 494 1419 511 8,368-10,460
Protein (g) 9.4 7.1 12.6 2.0 1.4 13.0 1.6 1.5 11.3 1.3 50
Yağ (g) 4.74 0,66 1.54 0.09 0.28 6.8 0.05 0.17 3.3 0,37 44-77
Karbonhidratlar (g) 74 80 71 17 38 11 20 28 75 32 130
Elyaf (g) 7.3 1.3 12.2 2.2 1.8 4.2 3 4.1 6.3 2.3 30
Şeker (g) 0.64 0.12 0,41 0,78 1.7 0 4.18 0.5 0 15 en az
Mineraller [A] [B] [C] A [D] [E] [F] [G] [Y] [E] [Z] RDA
Kalsiyum (mg) 7 28 29 12 16 197 30 17 28 3 1.000
Demir (mg) 2.71 0.8 3.19 0,78 0.27 3.55 0.61 0,54 4.4 0.6 8
Magnezyum (mg) 1277 25 126 23 21 65 25 21 0 37 400
Fosfor (mg) 2100 115 288 57 27 194 47 55 287 34 700
Potasyum (mg) 2877 115 363 421 271 620 337 816 350 499 4700
Sodyum (mg) 35 5 2 6 14 15 55 9 6 4 1500
Çinko (mg) 2.211 1.09 2.65 0.29 0.34 0.99 0.3 0.24 0 0.14 11
Bakır (mg) 0.311 0.22 0.43 0.11 0.10 0.13 0.15 0.18 - 0.08 0.9
Mangan (mg) 0.499 1.09 3.99 0.15 0,38 0,55 0.26 0.40 - - 2.3
Selenyum (μg) 15.5 15.1 70.7 0.3 0.7 1.5 0.6 0.7 0 1.5 55
Vitaminler [A] [B] [C] A [D] [E] [F] [G] [Y] [E] [Z] RDA
C Vitamini (mg) 0 0 0 19.7 20.6 29 2.4 17.1 0 18.4 90
Tiamin (B1) (mg) 0,39 0.07 0.30 0.08 0.09 0.44 0.08 0.11 0.24 0.05 1.2
Riboflavin (B2) (mg) 0.20 0.05 0.12 0.03 0.05 0.18 0,06 0.03 0.14 0.05 1.3
Niasin (B3) (mg) 3.63 1.6 5.46 1.05 0.85 1.65 0,56 0,55 2.93 0,69 16
Pantotenik asit (B5) (mg) 0.42 1.01 0.95 0.30 0.11 0.15 0.80 0.31 - 0.26 5
B6 Vitamini(mg) 0.62 0.16 0.3 0.30 0.09 0.07 0.21 0.29 - 0.30 1.3
Folat Toplamı (B9) (μg) 19 8 38 16 27 165 11 23 0 22 400
A Vitamini (IU) 214 0 9 2 13 180 14187 138 0 1127 5000
E vitamini, alfa-tokoferol (mg) 0.49 0.11 1.01 0.01 0.19 0 0.26 0,39 0 0.14 15
K1 Vitamini (μg) 0.3 0.1 1.9 1.9 1.9 0 1.8 2.6 0 0.7 120
Beta-karoten (μg) 97 0 5 1 8 0 8509 83 0 457 10,500
Lutein + zeaksantin (μg) 1355 0 220 8 0 0 0 0 0 30 6000
Yağlar [A] [B] [C] A [D] [E] [F] [G] [Y] [E] [Z] RDA
Doymuş yağ asitleri (g) 0.67 0.18 0.26 0.03 0.07 0,79 0.02 0.04 0.46 0.14 en az
Tekli doymamış yağ asitleri(g) 1.25 0.21 0.2 0.00 0.08 1.28 0.00 0.01 0.99 0.03 22-55
Çoklu doymamış yağ asitleri(g) 2.16 0.18 0.63 0.04 0.05 3.20 0.01 0.08 1.37 0.07 13-19
[A] [B] [C] A [D] [E] [F] [G] [Y] [E] [Z] RDA
İLETİŞİM

ÖZLER YILDIRIM
Tel: 0 532 521 67 47
Adres: Bekirde mah.
Hürriyet 1 cad no 2 A
Akdeniz / MERSİN
Email:
ozleryildirim@gmail.com


YOUTUBE KANALIMIZ

Copyright © NİL TARIM