Gül & Yetiştiriciliği

Besin noksanlıkları & noksanlığın giderilmesi
Bakımı, Hastalık , Zararlıları, Besin Noksanlığı ve Bitki Beslemesi
G üller oldukça taze, killi-tınlı ve organik maddece zengin toprakları tercih ederler. Bu topraklar, nemli olduklarında ayağa yapışan, fakat oldukça çabuk kuruyan, fazla kuru ve nemli olmadıkları zamanlarda kolaylıkla işlenebilen topraklardır. Fakat genel olarak güller, hemen hemen tüm bahçe topraklarında yetişebilirler. Ancak, sadece killi, kumlu yada çok kalkerli gibi ekstrem şartlara sahip topraklarda yetişemezler. Güllerin kolay ve çabuk köklenebilmeleri, gelişip süratle büyüyebilmeleri için toprağın çok iyi hazırlanması gerekir. Hiç üretim yapılmamış, yeni topraklar söz konusu olduğunda derin işleme yapılması gereklidir. Kumun hakim olduğu hafif topraklarda, ağır gübreler (Kompoze güb-reler, tercihen sığır gübresi ) en iyi sonucu verir. Ağır topraklarda (kilin hakim olduğu) samanla karışık at gübresi uygundur. Killi-Kalkerli topraklarda, herdemyeşil bitki artıkları, turba ve hayvan artıklarından yararlanabiliriz.
G üller havadar güneşli yerlerden hoşlanırlar. Açıkta, sera dışında yapılan yetiştiricilikte, güneyde duvar diplerinde bulunan yataklar güller için hiç uygun değildir; çünkü aşırı sıcak ve yakıcı olur. Eğer gülleri bu gibi yerlerde yetiştirme zorunluluğu varsa,kuvvetli güneş ışınlarından en çok etkilenen kırmızı renkte varyeteler seçilmelidir. Tırmanıcı, yayılıcı güller bu koşullar için idealdir. Bunun dışında beyaz ve pembe renkli varyeteler seçilebilir. Işık, seralarda yetiştirilen bitkilerin gelişmesini en çok etkileyen faktörlerden biridir. Işık intensitesi yazın en fazla olduğundan yazın gül kesimi daha fazla olur. Gün uzunluğunun güllerin büyüme ve çiçeklenmeleri üzerinde bir etkisi yoktur. Yapılan araştırmalarda yüksek intensiteli ( 100 W ) floresan lambalarla yapılan ek ışıklandırmanın gül üretimini % 50-200 arasında artırdığı görülmüştür. Özellikle kısa saplı çeşitlerde ürün artışı yüksek olmaktadır.
NOKSANLIKLAR
Bitki besin noksanlığı görülmeden, düzenli bitki besleme yapınız. Her sene toprak analizlerinizi yaptırın. Teknik ekiplerimiz geldiğinde gösteriniz. Gerektiğinde bir fotokopisini teknik elamanlarımıza verdiğiniz de, sisteme kayıt yapalım. Bir sene sonraki planlamalarımızı hep birlikte daha sağlıklı planlama yapabiliriz.

“Noksanlık görüldüğünde, aşağıdakilerden ürünlerimizden uygun olanını kullanınız veya arayın seçmenize yardımcı olalım.!”

NOKSANLIKLARIN ÖNÜNE GEÇMEK IÇIN, ILK YAPRAKLAR SERÇE GAGASI KADAR OLDUĞUNDAN ITIBAREN DÜZENLI KULLANINIZ.

Sıcaklık :
Bir çok gül çeşidi için 16 C gece sıcaklığı uygundur.
Güneşli günlerde seradaki sıcaklık bundan 5-7 C yüksek olabilir.
Daha yüksek sıcaklıklarda güllerde gelişme süresi kısalmakta, verim artmakta, ancak kalite düşmektedir (Çiçek sapı küçülür, sap kısalır ).
Yeni dikilmiş güllerde başlangıçta sıcaklık kontrolü çok önemlidir.
Güllerde kritik dönem olarak bilinen, tomurcuğun bezelye büyüklüğünü alıncaya kadar geçmesi gerekli sürede, sıcaklık 21 C civarında tutulmalı, bundan sonra 16 C ye düşürülmelidir.
Bu şekilde daha kısa sürede çiçek elde edilir.
Nem :
Sera içi sıcaklığa bağlı olarak oransal nem, güllerin gelişmesi için uygun düzeyde tutulmadır.
Örneğin 24 C de % 60 bağıl nem uygundur.
Fazla nem, sera içi hastalıklarını artırdığı gibi, nem noksanlığı da gelişmeyi olumsuz yönde etkileyebilir.
Bitkide su kaybı artar, gelişme durur ve sürgünler kısalır. Geceleri sera içi neminin düşük olması ( % 40-60 )istenir. Bunu sağlamak için ısıtma veya iyi havalandırma sistemi gerekir.
Elverişli nem koşullarında saplar daha uzun, çiçek ve yapraklar daha büyük olmakta, dolayısıyla kalite artmaktadır. Sık sık yapılan yağmurlama sulama (sisteme) külleme ve kara leke hastalığının yayılmasında etkili olacağından sakıncalıdır.

Karbondioksit (CO2) :
Sera güllerinde fotosentez için su ile birlikte kullanılan önemli bir maddedir.
Fotosentez sonucu bitkide büyüme ve gelişme artar. Havadaki normal CO2 gazı yaklaşık 300 ppm dir.
Sera- larda CO2 miktarı arttırılırsa fotosentez de artacağından güllerin sapı uzar.
Goncalar daha iri olur, dolayısıyla kalite artar.
Seralarda CO2 ihtiyacı havalandırmanın yanı sıra, sera içinde alkol, propan yakılması ile de sağlanabilir.
Havalandırma :
Seraların sıcaklığına ve nem oranına bağlı olarak gerektiğinde havalandırma yapılmalıdır. Havalandırma, sera sıcaklığı 21 C nin üzerine çıktığı zaman yapılmalıdır.
Havalandırma ile sera sıcaklığı ve sera nemi kontrol altına alınır. Ayrıca bitkiler için gerekli olan CO2 ve O2 de sağlanmış olur.
Sulama :
Güllerde dikimden itibaren yeterli sulamaya özen gösterilmelidir.
Sulama zamanı ve miktarı çevre koşullarına, toprak yapısına, bitkinin gelişme durumuna bağlı olmakla birlikte, sürgün verme döneminde ve yaz aylarında gül, daha fazla suya ihtiyaç duyar.
Budama sonrası, çiçek kesim dönemi ve kış aylarındaki su ihtiyacı ise daha azdır.
Bir dekar seranın yıllık su ihtiyacı 2000-2500 ton arasında hesaplanabilir.

Güllerin Dikimi ve Budanması
Dikim :
Güllerin dikiminde en uygun periyodik Kasım ve Mart ayları arasındadır. Fakat gerçekte 15 Ekimden itibaren Nisan sonuna kadar dikilebilirler. Kışın dikim, toprak şartlarının elverişsizliği nedeniyle uygun değildir.
Dikim, geç Nisanda yapılmışsa özellikle sulamaya büyük özen göstermek gerekir. Söz edilen dikim zamanları çıplak köklü güller için geçerlidir.
Şimdi yetiştiriciler, her mevsim hatta yazın bile dikilebilme olanağı olan olan tüplü güller yetiştirmektedir. Gerek bahçecilikte, gerekse seralarda kesme çiçek olarak yetiştirilen güllerin dikimi çok önemlidir. Dikim için, yukarıda anlatıldığı şekilde hazırlanan toprak sahada derinliği 60 cm, çapı 40 cm olan çukurlar açılır.
Çukur dibine, üstten alınan toprak gübreyle karıştırıldıktan sonra konur. Bundan sonra sıra, güllerin dikime hazır hale getirilmesine gelir.
Buna pratikte “kök tuvaleti “ (dikim budaması) denir. Amacı, sökümde zedelenen, kuruyan kök uçlarını budamaktır.
Ölü kök uçları kahve rengi olup, bahçe makasıyla kesilerek sarı veya beyaz sarı rengin ortaya çıkması sağlanır. Toprak içinde, köklerin kesilen kısımlarının etrafında oluşan yara dokusunun çevresinden çıkan çok sayıda kökçükler gülün toprağa sıkıca tutulmasını sağlarlar.
Bu tutunma,eğer gülün kökleri dikim-den önce killi toprak, taze gübre ve sudan yapılmış bulamaca batırılırsa daha da kolaylaşır.
Köklerde yapılan bu budamaya paralel olarak dal uçları da budanmalıdır.
Bu yöntem, bütün geç dikimler için özellikle önerilir. Dikim budaması yapılan güller, önceden açılmış olan çukurlara, kökler kıvrılmayacak, doğal durumunu koruyacak ve aşı noktası hafif olarak toprak içinde kalacak şekilde yerleştirilirler.
Fazla uzun kökler de budama sırasında uçlarından kesilerek kısaltılabilirler. Gübreyle karıştırılarak yavaş yavaş köklerin arasına konulur ve çukur tamamen doldurulduktan sonra etrafına sulama çanağı yapılarak bolca sulanır.
Güllerde Budama :
Güllerde Budamanın dört ana nedeni vardır.
1- Gençleştirme
2- Verimi Arttırma
3- Kaliteyi Arttırma
4- Form Verme
Güller her yıl ne kadar iyi bakılırsa bakılsın, zamanla karşılaştığı, dalların kısalıp gelişmediği, kurumuş bir hal aldığı görülür.
Bu durumda, güllerin keskin aletle aşı noktasının üstünden kesilmesi hem gençleştirmeye hem de verimli ve kaliteli çiçek elde edilmesine yardımcı olur.
Gençleştirmenin söz konusu olmadığı, verimin de iyi olduğu güllerde yapılan budama form içindir.
İyi bir form için “V” şeklindeki budama gerekir.
Güllerde budama zamanı kış sonu veya ilkbahar başıdır. Gül fidanlarında budama üç şekilde yapılır.
Uzun Budama (yumuşak budama ) :
Dalların dipten itibaren 510 göz bırakılacak şekilde kesilmesiyle gerçekleşir. Bu tip budama çok kuvvetli, sağlıklı gelişen güllerde, melez çay güllerinde, sarılıcı güllerde uygulanır.
Kısa Budama (Sert Budama ) :
Dallar dipten itibaren 2-4 göz üzerinden budanır. Bu tip budama genç sürgünlerin kuvvetli ve dayanıklı olmasını, çiçek dallarının da daha uzun ve kuvvetli olmasını sağlar. Zayıf, güçsüz, verimli olmayan güllerin çoğu bu şekilde budanır.
Karışık Budama :
Gül fidanlarındaki dalların kuvvet, kalınlık, uzunluk, yaş, verim gibi faktörler gözönünde bulundurulmak suretiyle yerini göre uzun, yerine göre kısa budanmasıdır. Cinsleri ne olursa olsun pratikte gülleri şu şekilde budanmalıdır. 1. yıl 2 göz üzerinden
2. yıl 3-4 göz üzerinden
3. yıl 5-6 göz üzerinden
4. yıl 2-3 göz üzerinden
Bu şekilde yapılan budamayla güllerin hem şekillerini korumuş olur, hem de ömürlerini uzatmış oluruz. Budanan fidanlar derhal sulanmalı, sulamayla birlikte sulandırılmış gübre verilmelidir.
Budamanın sabah veya akşam üstü serinliğinde sonbahar-ilkbahar arasında yapılması uygundur.

Güllerde Uç Alma Teknikleri
Koltuk Filizleri ve Tomurcuk Alam :
Güller genel olarak, dipten itibaren 1 veya 2 kalın dal ve çok sayıda ince dal meydana getirirler.
Kaliteli gül yetiştiriciliğinde, bitkilerin dipten itibaren birkaç kalın dal meydana getirmesi istenir, bu da “ uç alma tekniği “ ile sağlanabilir.
Yeni dikilen güller, gelişmeye başladıktan sonra sürgün gelişimi dikkatle gözlenmeli, sürgünler 2.5-3.0 cm olunca ikinci veya üçüncü beş yaprakçıklı yaprağın hemen üzerinden sürgün ucu kopartılmak suretiyle “ Erken Uç Alma “ tekniği uygulanmalıdır.
Bu yöntemle, meydana gelen sürgünlerin daha kalın çaplı olması, bitki üzerinde küçük çaplı sürgün kalmaması ve sürgünler üzerindeki yaprakların da en büyük ölçülerine kadar gelişmesi sağlanmış olur.
Doğal olarak gelişen kuvvetli, orta kalınlıktaki gül sürgünleri çiçek tomurcukları görülene dek gelişmelerine izin verilir, daha sonra üstteki ilk beş yaprakçıklı yaprağın altından kesilirler.
Bu şekilde “Yumuşak Uç Alma” tekniği uygulanan güllerin daha uzun saplı olması sağlanmış olur.
Güllerde birde “Sert Uç Alma” vardır ki:
Bu da uzun saplı, kaliteli gül elde edilmesi için uygulanır.
Sürgünler alttaki iki adet beş yaprakçıklı yaprağın üzerinden kopartılır.
Filiz alma, güllerde çiçek sapı ve buna bağlı olarak ta çiçek tomurcuğu sayısını kontrol altında tutmak amacıyla yapılır.
Çünkü uç alma ile ikinci ve üçüncü derecedeki gözlerin sürgün yapmaları teşvik edilmiş olur.
Bunlardan en üst noktadaki bırakılırken, diğerleri alınarak kontrol yapılır.
Güllerde ayrıca çiçek sapı üzerindeki tepe tomurcuğundan başka, çeşit özelliğine göre 2-4 arasında değişen sayıda ikinci derecede çiçek tomurcukları da vardır.
Bunlar nohut iriliğine gelince elle kopartılarak alınmalıdır. Bu şekilde tepe tomurcuğunun gelişimi engellenmemiş olur.

GÜLLERDE ÜRÜN PROGRAMLAMA :
Güller, genel olarak dikimden itibaren kesime kadar üç aylık bir zamana ihtiyaç duyarlar.
Verimi Pazar koşullarına göre ayarlayabilmek ve belirli periyotlarda münavebeli olarak çiçek elde edebilmek amacıyla bir ürün programlaması yapmak önemlidir.
Bunun için de dikim zamanıyla birlikte uç alma zamanı ayarlanmalıdır. Uç almadan itibaren gülün kesimine kadar geçen süre uç alma şekline, zamanına ve varyetelere göre değişiklik gösterir. Genel olarak geç ilkbaharda veya yazın bu süre 5-6 hafta iken, kışın 8 haftaya çıkar.
Bunun dışında, “yumuşak uç alma “ uygulananlar “sert uç alma” uygulananlara göre 3-7 gün gibi daha fazla bir sürede kesime gelirler.
BU arada seradaki sıcaklık değişmeleri de dikkate alınmalıdır. Diğer taraftan gülün sap uzunluğu da kesim zamanını etkileyen bir faktördür. Uzun saplı güller, olgunlaşmaları için daha fazla zamana ihtiyaç gösterirler.
Ayrıca gece sıcaklığını (bir gecede en fazla 1 C olmak kaydıyla) 4-5 C düşürmek veya yükseltmekle çiçeklenme gecikebilir veya hızlandırılabilir.
Çiçek Kesimi :
Bir gül sürgünü incelendiğinde, sürgünün orta kısmında 2-5 adet beş yaprakçıklı yaprak bunların hemen altında ve üstünde bir çok üç yaprakçıklı yaprak ve dar yaprakçıklar bulunmaktadır.
Gül tomurcuğunun hemen altında bulunan, sırasıyla; dar, uzun yaprakçık, üç yaprakçıklı yaprak ve ilk beş yaprakçıklı yaprakların dibindeki tomurcuklar sivridir. Bunların altındaki yaprakların dibindekiler ise yuvarlaktır. Sürgünün en altındaki dar yaprakçıkların dibindeki gözler ise daha düzdür. Gül sürgünü üzerindeki tomurcukların durumunu bilmemizin, çiçek kesiminde büyük önemi vardır. Eğer bu tomurcuklar çiçeklenmeye bırakılırsa, sivri olanlar kısa saplı güller, dolayısıyla kalitesiz güller meydana getirecektir. Bu bakımdan çiçek sapının, üstteki ilk beş yaprakçıklı yaprağın altındaki noktadan kesilmesi gerekir (yumuşak uç alma noktası ).
Bu işlem, alttaki yuvarlak tomurcukların ileride uzun saplı, kaliteli gül meydana getirmelerine yardımcı olur.
Çiçek kesim zamanı üzerinde, farklı tür ve varyeteler de rol oynar.
Sarı varyeteler pembe veya kırmızı varyetelere göre daha kapalı halde iken kesilirken, kırmızı veya pembe varyeteler ise dış petaller açılmaya başlarken kesilmelidir. Depolama : Kesilen güller hemen ılık suya konarak 4-5 C hava sıcaklığındaki depolarda saklanmalıdır. Gülleri daha uzun süre (2 hafta) saklamak gerekiyorsa –1 C ile 1 C arasında bırakmak gerekir. Ancak güller su içine konmayıp nem ve hava geçirmez kaplarda saklanmalıdır. Depolamadan sonra sapların ucu biraz kesilerek 27 C-30 C deki sıcak suya batırılmalıdır. Bu arada ortam sıcaklığının 4-5 C olması önerilmektedir.

Gül Sorunları, Hastalık ve Zararlıları
Gül yetiştiriçiliğinde karşımıza çıkan en büyük sorunlar “Kör Sürgün” ve “Bozuk Baş” oluşumudur.
Kör Sürgün :
Güllerin generatif gelişmeye başlaması gerekirken, vejetatif devrede kalarak yaprak açmaya devam etmesi, böylelikle sapın ucunda çiçek meydana gelmemesi olayıdır. Yüksek ışık intensitesi ve yüksek sıcaklık ile kör sürgün arasında ters bir orantı vardır.
Işık intensitesi ve sıcaklık arttıkça kör sürgün oranı azalmakta (% 14-15),tersi durumunda %40’a yükselmektedir.
Bununla beraber 21 C nin üzerindeki sıcaklıklarda kör sürgün oranı tekrar artış göstermektedir. Ayrıca, gece-gündüz arasındaki sıcaklık farkının yüksek olması da kör sürgün oranını arttırır. Budama şekli de kör sürgün oranına etki eden önemli bir faktördür.
Kuvvetli budama zayıf budamaya göre kör sürgün oranını artmasına nedendir.
Bozuk Baş :
Gül tomurcuklarının ortasındaki petallerin tam olarak gelişemeyerek yassı ve ondüleli bir şekil almasıyla ortaya çıkar.
Bozuk baş oranı da kör sürgünde olduğu gibi düşük sıcaklık, zayıf ışık intensitesi ve kuvvetli budama ile artış göstermektedir.
Güllerde en çok görülen Külleme, Pas, Mildiyö, Yaprak ve Sap Lekesi, Siyah Leke, Kök Çürüklüğü gibi hastalıklar ve Gül Pseuronu, Afidler, Gül Filiz Arısı, Gül Kabuklu Biti vb. zararlılara karşı kültürel ve kimyasal savaş yapılmalıdır.
Bunun için; genel olarak işletmelerde temizliğe çok dikkat edilmeli, toprak ve sera dezenfekte edilmeli serada havalandırma sağlanmalı, fazla nemden daima kaçınılmalı, fazla azotlu gübre kullanılmamalı, gece-gündüz sıcaklık farkının çok olmamasına dikkat edilmelidir.
Kimyasal savaş olarak özellikle Mildiyö ve Küllemeye karşı sık sık kükürtlü preparatlar ve organik fungusitlerle ilaçlama yapılmalıdır.
gül, bir odunsu olan yıllık çiçekli bitki ve cins Rosa ailesi içinde, Rosaceae veya taşıdığı çiçek.
Üzerinde üç yüz vardır türler ve binlerce ait çeşitlerin.
Çalılar diken, tırmanan veya izleyen, genellikle keskin dikenlerle silahlı sapları olan bir grup bitki oluştururlar.
Çiçekler boyut ve şekil olarak değişir ve genellikle beyazdan sarı ve kırmızılara kadar değişen renklerde büyük ve gösterişlidir. Çoğu tür Asya'ya özgüdür, daha az sayıda Avrupa, Kuzey Amerika ve kuzeybatı Afrika ya özgüdür.
Türler, çeşitler ve melezler güzelliği nedeniyle yaygın olarak yetiştirilir ve genellikle kokuludur.
Güller birçok toplumda kültürel önem kazanmıştır. Gül bitkilerinin boyutları kompaktır, minyatür güllerden yedi metre yüksekliğe kadar değişir.
Farklı türler kolayca melezleşir ve bu çok çeşitli bahçe güllerinin geliştirilmesinde kullanılmıştır.
Botanik
Yaprakları gövde üzerinde dönüşümlü karşılanır. Çoğu türde, 5 ila 15 santimetre uzunluğunda, pinnatlıdır (3–) 5–9 (–13) broşür ve bazal stipüller; broşürler genellikle tırtıklı bir kenar boşluğuna ve genellikle gövdenin alt tarafında birkaç küçük dikene sahiptir.
Çoğu gül yaprak dökendir, ancak birkaçı (özellikle Güneydoğu Asya'dan ) yaprak dökmeyen veya neredeyse böyledir.
Çiçekler çoğu türün dışında, beş yaprakları vardır Rosa sericea genellikle sadece dört yaprağa sahiptir.
Her taç yaprağı iki ayrı loblara ayrılır ve birkaç türde sarı veya kırmızı olmasına rağmen genellikle beyaz veya pembedir.
Yaprakların altında beş sepal vardır (veya bazı Rosa sericea durumunda, dört). Bunlar yukarıdan bakıldığında görülebilecek kadar uzun olabilir ve yuvarlak yapraklarla dönüşümlü olarak yeşil noktalar olarak görünebilir.
Ağrıya dönüşen birden fazla üstün yumurtalık vardır. Güller doğada böcekle tozlaşmıştır.
Toplam meyve gül dut gibi bir adlandırılan yapının olan kuşburnu. Evcil çeşitlerin çoğu gül tohumu üretmez, çünkü çiçekler o kadar sıkı yapraklıdır, tozlaşma için erişim sağlamazlar. Çoğu türün gül tohumları kırmızıdır, ancak birkaçının (örneğin Rosa pimpinellifolia ) koyu mor ila siyah gül tohumları vardır.
Her bir gül tohumu bir dış etli tabaka ihtiva eder hypanthium 5-160 "tohum" (teknik olarak tek tohumlanmış olarak adlandırılan meyve kuru içerir achenes ince bir matris içine gömülü, ancak sert), kıllar.
Bazı türlerin gül tohumları, özellikle köpek gülü ( Rosa canina ) ve rugosa gülü ( Rosa rugosa), C vitamini bakımından çok zengindir.
Ardıçkuşları meyve yiyerek Gülü dağıtır. Bazı kuşlar, özellikle ispinozlar da tohumları yer. Bir gül sapı boyunca keskin büyümeler, yaygın olarak "dikenler" olarak adlandırılsa da, teknik olarak dikenler, modifiye edilmiş saplar olan gerçek dikenlerin aksine, epidermisin (sapın dış tabakası) çıkıntılarıdır.
Gül dikenleri tipik olarak orak şekilli kancalardır, bu da gülün üzerinde büyürken diğer bitki örtüsünün üzerine asılmasına yardımcı olur. Rosa rugosa ve Rosa pimpinellifolia gibi bazı türler yoğun bir şekilde paketlenmiş düz dikenlere sahiptir, muhtemelen hayvanların zararını azaltmak için bir adaptasyon geçirmiştir, aynı zamanda rüzgarlı yerlerde kumları yakalamak ve erozyonu azaltmak ve köklerini korumak için bir adaptasyondur (bu türlerin her ikisi de doğal olarak kıyı kumullarında yetişir ).
Dikenlerin varlığına rağmen, güller sıklıkla geyik tarafından yenir. Birkaç gül türünün sadece noktaları olmayan körelmiş dikenleri vardır.
Kullanımları
Güller en iyi bahçede ve bazen iç mekanda çiçekleri için yetiştirilen süs bitkileri olarak bilinir. Ticari parfümeri ve ticari kesme çiçek bitkileri için de kullanılmıştır. Bazıları peyzaj bitkileri olarak, korunma amacıyla ve oyun örtüsü ve şev stabilizasyonu gibi diğer faydacı amaçlar için kullanılır.
Süs bitkisi
Süs güllerinin çoğu, çiçekleri için yetiştirilen melezlerdir. Birkaç, çoğunlukla tür gülleri çekici veya kokulu yapraklar ( Rosa glauca ve Rosa rubiginosa gibi ), süs dikenleri ( Rosa sericea gibi ) veya gösterişli meyveleri ( Rosa moyesii gibi ) için yetiştirilir. Süs gülleri binlerce yıldır yetiştirilmektedir, bilinen en eski ekimi M.Ö. 500'den beri Akdeniz ülkelerinde, İran'da ve Çin'de bilinmektedir. Binlerce gül melez ve çeşidi yetiştirilmiş ve çiçekli bitkiler olarak bahçe kullanımı için seçilmiştir. 19. yüzyılın başlarında Fransa İmparatoriçesi Josephine , Malmaison'daki bahçelerinde gül yetiştiriciliğinin gelişimini destekledi . 1840 kadar önce İngiltere'deki Viktorya dönemi bahçe mezarlığı ve arboretumu olan Abney Park Mezarlığı için Loddiges fidanlığı tarafından bir rosarium dikildiğinde binden fazla farklı çeşit, çeşit ve türden oluşan bir koleksiyon mümkün oldu.
Kesme çiçekler
Güller, hem yerli hem de ticari kesme çiçekler için popüler bir üründür. Genellikle tomurcuk halindeyken hasat edilir ve kesilir ve satış noktalarında sergilenmeye hazır olana kadar buzdolabında saklanırlar. Ilıman iklimlerde, kesilmiş güller genellikle seralarda yetiştirilir ve daha sıcak ülkelerde, çiçeklerin hava koşullarından zarar görmemesini ve haşere ve hastalık kontrolünün etkili bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlamak için örtü altında yetiştirilebilirler. Bazı tropik ülkelerde önemli miktarlar yetiştirilir ve bunlar dünyadaki pazarlara hava yoluyla gönderilir. Bir çeşit gül, gökkuşağı gülleri gibi boyalı su kullanılarak yapay olarak renklendirilir.
Parfüm
Gül parfümleri, güllerin ezilmiş yapraklarının buharla damıtılmasıyla elde edilen uçucu uçucu yağların bir karışımı olan gül yağından (gül attarı da denir) yapılır. İlişkili bir ürün, yemek pişirme, kozmetik, ilaç ve dini uygulamalar için kullanılan gül suyudur. Üretim tekniği İran'da ortaya çıktı ve daha sonra Arabistan ve Hindistan'a ve daha yakın zamanda doğu Avrupa'ya yayıldı. Yağ şeffaf soluk sarı veya sarı-gri renktedir. 'Gül Mutlak', heksan ile çözücüden özümlenir ve koyu sarı ila turuncu renkli daha koyu bir yağ üretir. Ekstre edilen yağın ağırlığı, çiçeklerin ağırlığının yaklaşık üç binde biri ila altı binde biri kadardır; örneğin, bir gram yağ üretmek için yaklaşık iki bin çiçek gerekir. Gül attarının ana bileşenleri, kokulu alkoller geraniol ve L- sitronellol ve gül yağından ayrılan alkanlardan oluşan kokusuz bir katı olan gül kâfurudur. Dam- Damascenone ayrıca kokuya önemli bir katkıda bulunur.

Gül, bir odunsu olan yıllık çiçekli bitki ve cins Rosa ailesi içinde, Rosaceae veya taşıdığı çiçek. üç yüzün üzerinde türler ve binlerce çeşitleri vardır. Çalılar diken, tırmanan veya izleyen, genellikle keskin dikenlerle silahlı sapları olan bir grup bitki oluştururlar. Çiçekler boyut ve şekil olarak değişir ve genellikle beyazdan sarı ve kırmızılara kadar değişen renklerde büyük ve gösterişlidir. Çoğu tür Asya'ya özgüdür, daha az sayıda Avrupa, Kuzey Amerika ve kuzeybatı Afrika ya özgüdür. Türler, çeşitler ve melezler güzelliği nedeniyle yaygın olarak yetiştirilir ve genellikle kokuludur. Güller birçok toplumda kültürel önem kazanmıştır. Gül bitkilerinin boyutları kompaktır, minyatür güllerden yedi metre yüksekliğe kadar değişir. Farklı türler kolayca melezleşir ve bu çok çeşitli bahçe güllerinin geliştirilmesinde kullanılmıştır.

İLETİŞİM

ÖZLER YILDIRIM
Tel: 0 532 521 67 47
Adres: Bekirde mah.
Hürriyet 1 cad no 2 A
Akdeniz / MERSİN
Email:
ozleryildirim@gmail.com


YOUTUBE KANALIMIZ

Copyright © NİL TARIM